
Genler, canlıların karakteristik özelliklerinin bulunduğu dölden döle aktarılan kalıtım birimleridir. Sonradan kazanılan özellikler dölden döle aktarılamaz. Ayrıca genler çevreden etkilenirler ve kendilerini tam olarak ifade edemeyebilirler. İnsanda ise çevrenin dışında birde kültürün etkisiyle evrim farklı bir yola geçmiştir. İnsanın aletlere olan bağımlılığı, aletlerin gelişmişlik düzeyi zekasının gelişmesi üzerinde müthiş bir rol oynamıştır. Ayrıca özel mülkiyetin ortaya çıkması ve insanların sınıflara bölünmesi sonucu egemen sınıfların kendilerini haklı çıkarmak için(kapitalist toplumda) bencilliğin, inancın, ırkçılığın genetik olduğu gibi bilimdışı açıklamalar yapmışlardır.





Stephen Jay Gould’un hayatını araştırmaya başladığınızda karşınıza çıkacak olan şudur: Amerikalı paleontolog, jeolog, zoolog, taksonom ve bilim tarihçisi. Kendi dilinin ve kendi kuşağının en çok okunan popüler bilim yazarlarından biridir. Yaşamının önemli bir bölümünü Harvard Üniversitesi’nde ders vererek ve New York’taki Amerikan Doğa Tarihi Müzesi’nde çalışarak geçirmiştir. Gould’un hayatı için bu açıklama çok yetersizdir. Çünkü Gould’un yaşamı gerek bilimsel alanda gerek ise yaşamın içinde hep mücadele içinde geçmiştir. Stephen Jay Gould Harvard Üniversitesinde profesör olmasının ötesinde marksist bir bilim insanıdır. Sık sık grev sözcülüğü yapmış, ırkçılığa karşı olmuş, savaş karşıtı biri olarak Vietnam Savaşı’na karşı gösterilere katılmış, marksist tabanlı bazı dergilerde gönüllü danışman olmuştur. 1998 yılında “Sosyalist Bilim İnsanları Ve Solun Geleceği” konferansında Komünist Manifesto’nun 150. yılını anmak için konuşmacı oldu.




